REKLAM

Reklam

Anket-1

ANKARA KALESİNDE HANGİ MEKANLARI ZİYARET ETTİNİZ?
 

ZİYARETÇİ SAYISI

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterToday308
mod_vvisit_counterYesterday392
mod_vvisit_counterThis week308
mod_vvisit_counterThis month6230
mod_vvisit_counterAll617829
Diğer PDF Yazdır e-Posta

AUGUSTUS TAPINAĞI:

Roma İmparatorlarından Augustus tarafındans Kybele ve Men kutsal alanının üzerine muhtemelen İ.Ö.25-20 yıllarında yapılmıştır. 36 x 54.82 m boyutlarındaki mermer tapınak, 2m yüksekliğindeki çok basamaklı bir podyum üzerinde durmaktadır. Kısa kenarlarında 8m, uzun kenarlarında 15 er ion sütunun yer aldığı pseudodipte ros planlı yapı batıya yöneliktir. İç yapı (Naos) üç bölümlü olup, arka bölüm de duvarlar (Antalar) arasında 2, giriş tarafında (Pronaos) ise antaların önünde 4 Korinth sütunu yer almaktadır. Tapınak Augustus'un yaptığı işleri aktaran kitabeleri ile önem taşır. Aynı konuyu içeren latince yazıtların pisi dia antiocheia'sında (Yalvaç), Yunanca yazıtların ise Frigya Apollonia'sın da (Uluborlu) ele geçmesine karşın Augustus Tapınağı yazıtlarını en iyi korunmuş olanıdır. Dünyada Ankara Anıtı (Monumentum Ankyranum) olarak bilinen ve "Index Rerum Gestarum" adlı bu kaynak tapınağın duvarlarına Yunanca ve Latince olarak iki dilde yazılmıştır. Latince yazıtlar Pronaos'taki anta iç ve uç duvarlarına, Yunanca yazıtlar ise Naos'un güneybatı dış duvarına Augustus'un ölümünden sonra yazılmıştır. Hristiyanların tapınağı kiliseye çevirerek cellanın güney duvarına üç pencere açmış Naos'un arkasına yer altında Tonozlu bir mekan (Cryptos) inşa etmişlerdir. Ankara İ.S. II.yüzyıl sonlarında Türkler tarafından alınmış, Hacı Bayram Camii, tapınağın kuzeybatı köşesine bağlantılı olarak 15.nci yüzyilda inşa edilmiştir. 1834 yılında Cellanın kuzeybatı duvarının tahrip olmasına karşın, büyük kapı, Cella ve Pronaos ile tapınak günümüze kadar korunabilmiştir. Tapınak, Fransız Ch.Texier ve G.Perrot ile alman M.Schede ve D.Krencker'in yaptığı incelemelerden sonra arkeolojik kazılar Dr. Hamit Z.Koşay tarafından yürütülmüştür.

AKKÖPRÜ:

Varlık Mahallesi önünde Ankara Çayı üzerinde olan Ankara' nın en eski köprüsüdür. 1222 yılında Selçuklu Hükümdarı I. Alaaddin Keykubat tarafından Ankara Valisi Kızılbey zamanında yaptırılmıştır. Bugün sağlam bir durumda bulunmakla beraber dar bir köprü oluşu ve bugünkü kullanılan geniş yol dışında kalışı nedeniyle işlerliğini yitirmiştir. O zamanlarda Batı Anadoluyu Ankara' ya bağlayan yolun üzerinde. Eskiden Ankara' dan askere ve hacca gidenler bu köprünün başında ayrılık ağıtları söylenerek uğurlanırdı. Kesme bozalt taşından yapılmıştır. Yedi adet sivri kemerden meydana gelmiştir. Madeni korkuluğu sonradan yapılmıştır. Batı yönünde biri silik iki yazıt yer almıştır.

ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ:

Ankara Kalesi' nin güney-doğu kıyısında, Atpazarı olarak bilinen semttebulunan iki Osmanlı yapısı olanMahmut Paşa Bedesteni ile Kurşunlu Han, Atatürk' ün bir "Eti Müzesi" kurulması isteği üzerine zamanın Hars (Kültür) Müdür'ü Hamit Zübeyir Koşay tarafından Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan' a yapılan öneri sonunda, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından satın alınarak 1938 yılından 1968 yılına kadar süren onarımlar sonunda Ankara Arkeoloji Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Fatih Sultan Mehmet' in başvezirlerinden Mahmut Paşa tarafından 1464 -1471 yılları arasında yaptırılan bedestenin ortasındaki 10 kubbeli dikdörtgen planlı bölüm etrafında simetrik olarak yerleştirilen ve üstü beşik tonozlarla örtülü 102 dükkandan oluşan bir arasta yer almaktadır. 15.yüzyılın ilk yarısında yapıldığı sanılan ve Osmanlı döneminin tipik han karakterine sahip olan Kurşunlu Han, ortada avlu ve revak sırası ile bunları çeviren zemin katta 28, birinci katta 30 odanın bulunduğu iki katlı yapıdır. Bugün yönetim binası olarak kullanılan Kurşunlu Han' da çalışma odaları, kütüphane, konferans salonu, laboratuvar ve iş atölyeleri, Bedesten' de ise teşhir salonları yer almaktadır. Bugün kendine özgü kolleksiyonları ile dünyanın saygın müzeleri arasında yer alan müzede, Anadolu Arkeoloji, Paleolitik çağdan başlayarak günümüze kadar Osmanlı dönemi mekanlarında kronolojik bir sıra ile sergilenmektedir. 1997 yılında Avrupa'da yılın müzesi seçilmiştir.

ATATÜRK EVİ MÜZESİ:

Atatürk 1881 yılında, arşiv kayıtlarına göre Selanik' in Koca Kasım Paşa Mahallesi, İslahhane Caddesi üzerinde, bugünkü Selanik' in Aya Dimitriya Mahallesi Apostolu Pavlu caddesi 75 numaralı, üç katlı evde, dünyaya gelmiştir. Cumhuriyetin Onuncu Yıl Dönümü nedeniyle Selanik Belediyesi Türk - Yunan dostluğunun bir hatırası olarak evin çift kanatlı kapısının üzerine "Atatürk' ün burada dünyaya geldiğini " bildiren bir mermer plaka yerleştirilmiştir. (1933) ev sahibinden 1937 yılında satın alınarak Selanik konsolosluğumuza teslim edilmiştir. 1950 ylında büyük bir onarım geçiren binanın Atatürk Müzesi olarak düzenlenmesi düşünülmüş, evin bütün odaları ayrı ayrı değerlendirilerek 10 Kasım 1953 günü törenle ziyarete açılmıştır. Türk Ulusunun Ata' sına sevgi ve saygı sının kanıtı olarak O' nun doğup, büyüdüğü evin aynısı, Atatürk' ün Ankara' da kurmuş olduğu Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerinde, doğumunun 100.Yılı nedeniyle 19 Mayıs 1980 günü Başbakan Bülent Ulusu tarafından temeli atılmış, 10 Kasım 1981 günü yapımı tamamlanarak Devlet Başkanı Kenan Evren tarafından Müze olarak ziyarete açılmıştır. Yapılan binanın ölçüleri , içerisinde yerleştirilen eşyaların ölçü, desen ve biçimleri Selanik' teki evin aynısı olup yerleştirme düzeni de aslına uygun olarak yapılmıştır. Ev zemin katla birlikte üç katlıdır. Zemin katta kapıdan bir hole girilir. Sağında birinci oda kiler, ikinci oda mutfaktır. Solda birinci oda hizmetçi odası, ikinci oda merdivenli sofadır. Buradan birinci kata çıkılır. Merdivenlerle ahşap tavanlı geniş bir sofa, sofanın çevresinde Zübeyde Hanım odası, misafir odası ve mutfak ile sofadan bahçeye açılan bir kapı bulunmaktadır. Zemin katın sandık odası bitişiğindeki merdivenli sofadan ikinci kata çıkılır. Burada birinci kattaki sofanın aynısı yalnız biraz küçüğü yer almaktadır.Burada Anıtkabir Müzesi' nden gelen eşyalarıyla düzenlenmiş Atatürk' ün çalışma odası, yatak odası, banyo ve bir balkon bulunmaktadır. MTA TABİAT TARİHİ MÜZESİ Tabiat Tarihi Müzesi ile ilgili çalışmalara, 1960yılında MTA'nın yapılmakta olan yeni tesisleri içinde kurulmasının amaçlanmasıyla başlanmıştır. Bu düşüncenin gerçekleştirilmesi ile oluşan müze, ilk olarak 7 Şubat 1968 tarihinde halka açılmıştır. Müzeye geçmiş fosil, mineral taş örnekler 1935 tarihinden bu güne kadar yapılan jeoloji çalışmaları sırasında toplanmıştır. 400 m2' lik bir alana yayılan müze üç kattan oluşur. Giriş kat tümü ile paleontolojiye ayrılmıştır. 3000'e erişen fosil örnekleri bu bölümde önce sistematik olarak, sonra tarihsel jeolojiye ait fausa ve floralar halinde tanıtılır. Bu kısımda ABD' den satın alınmış olan dinazorlardan, allasaunus mülajı, Fransa Doğu Tarihi Müzesinin armağanı olan Mastadon mülajı ve pekçok yabancı doğu tarihi müzesinin isteği ve ilgisini çeken Maraş filine ait fosil iskelet monte edilmiş halde bulunmaktadır. Yine bu katta 193 milyon yıl önce Ankara çevresinde yaşamış 1,5 metre çapa erişen dev Ammonitik, 25 bin yıl önce Anadoluda yaşamış insana ait ayak izleri, bu güne kadar dünyada bulunmuş ve en güzel, en iyi korunmuş ayak izleridir. Yine ülkemiz için tipik olan bugün yaşayan ve gittikçe nesli tükenen hayvanlar yaşam ortamlarında tanıtılmaktadır.

AZİZ CLEMENS KİLİSESİ:

İmparator Diocletianus (284 -305) tarafından Hristiyanlara karşı yürütülen 303 yılındaki büyük takibat sırasında, Ankara' da işkence ile öldürüldüğüne inanılır. Bu yere sonraları Clemens adına bir kilise inşa edildiği söylenmektedir. Clemens Kilisesi eski Ankara' da Samanpazarı' na uzanan cadde ile Kale'ye tırmanan yokuşun arasında kalan yapı adasında, adliye binasının arkasındadır. Yapım :M. S. 9 - 10. yüzyıl Hristiyanlığı ilk kabul edenlerden Ankara' lı Aziz Clemens' e atfedilen bir kilisedir.Ankara'da bulunan tek Bizans dönemi yapı kalıntısıdır.

BİZANS MEZARLIĞI:

Frig ve Roma devrine ait Roma Hamamı yakınında Çankırı Caddesi üzerinde yer alır.

CUMHURİYET MÜZESİ:

1.Büyük Millet Meclisi Binasının yetersiz olması ve gelişen Cumhuriyet Türkiyesi Meclisi' nin ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeniyle, mimar Vedat Tek tarafından Cumhuriyet Halk Fırkası olarak tasarlanmış ve 1924 yılında yapılmış olan bu binada bir takım değişiklik ve eklemeler yapılarak, 18 Ekim 1924 tarihinde 2. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1924 -1960 yılları arasında Atatürk İlke ve Devrimlerinin gerçekleştirildiği, Cumhuriyetimizin gelişmesi için çok önemli kararların alındığı, çağdaş yasaların çıkarıldığı, uluslararası alanda Türkiye' nin etkinliğini ve saygınlığını artıran antlaşmaların yapıldığı, çok partili sisteme geçişin sağlandığı bu binada 2.T.B.M.M. işlevini 27 Mayıs 1960 tarihine kadar 36 yıllık bir dönem boyunca sürdürmüştür. 1961 yılında meclisin yeni yapılan modern binasına taşınması üzerine bina merkezi Antlaşma Teşkilatı'na (CENTO) tahsis edilmiştir. 1961 -1979 yılları arasında CENTO Genel Merkezi olarak kullanılan bina, CENTO'nun kaldırılması ile aynı yıl, Kültür Bakanlığına devredilmiştir. Binanın ön kısmının Cumhuriyet Müzesi olarak düzenlenmesi, arka kısmının ise Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü' nün hizmet binası olarak kullanılması kararlaştırılmıştır. Müze kısmı onarım ve restorasyonlardan sonra düzenlenerek 30 Ekim 1981 tarihinde Cumhuriyet Müzesi olarak hizmete açılmıştır. 1981 yılından bu yana Türkiye' nin ekonomik, siyasi, askeri, sosyal ve kültürel olayları kronolojik olarak belge, fotoğraf, eşya, maket ve grafiklerle sergilenmektedir.

 

DEVLET RESİM VE HEYKEL MÜZESİ:

Etnoğrafya Müzesi yanı Opera maydanındadır. Atatürk' ün direktifleri üzerine Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından projelendirilerek, 1927 yılında inşa edilmiştir. 1980 yılında restore edilerek hizmete giren Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi, kısa süre içinde çağdaş müzeciliğin gerektirdiği tüm fonksiyonlara ve hizmetlere sahip bir kurum durumuna gelmiştir. Bugü için müze, XIX. yüzyıl başından günümüze kadar geleneksel sanatlarımıza kıyasla çok yakın bir geçmişi olan resim ve heykel sanatlarımızı oluşumu ve gelişiminde önemli role sahip tüm sanatçılarımızın en seçkin eserlerinin teşhir edildiği bir sanat merkezi niteliğindedir. Geçirdiği restorasyonlar tümüyle orjinal haline döndürülen (Eski Türk Ocağı) müzenin tarihi salonunda konser, tiyatro, sinema v.b.sanatın değişik dallarını içeren faaliyetler yer almaktadır.

ETNOĞRAFYA MÜZESİ:

Eskiden bayram namazlarının kılındığı, Milli Mücadele yıllarında önmeli törenlere sahne olan Namazgah Tepesi, 15 Kasım 1925 Tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden Milli Eğitim Bakanlığı' na müze yapılmak üzere bağışlanmış, Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından 1925 yılında yapımına başlanarak 1927 yılında tamamlanmış, 18 Temmuz 1930 tarihinde Atatürk' ün isteği üzerine halkın ziyaretine açılmıştır. 21 Kasım 1938 tarihinden itibaren 15 yıl süreyle müzenin içavlusu Atatürk' ün geçici kabrine ayrılarak, Anıtkabir olarak kullanılmış, bu arada müzecilik çalışmaları da sürdürülmüştür. Atatürk' ün mezarının bulunduğu yer bir sembol olarak korunmakta ve üzerindeki mermer yazıtta "Burası 10.11.1938' de sonsuzluğa ulaşan Atatürk' ün 21.11.1953' e kadar yattığı yerdir." yazısı bulunmaktadır. Müze önünde 1927 yılında İtalyan heykeltraş Canonnica'nın yapmış olduğu bronz atlı Atatürk heykeli yer almaktadır.

 

HAVRA:

Numune Hastanesi' nin karşısındaki yahudi mahallesi diye bilinen mevkide yeralmaktadır.

JULIANUS SÜTUNU:

Defterdarlık ve Valilik Binası arasındaki havuzun kenarında bulunmaktadır. Hiçbir yazıtı yoktur. Başlığı Bizans tarzındadır. Gövdesinde bir çok halka olup, yüksekliği onbeş metre kadardır. Julianus' un (M.S.361 -363) Anakara'dan geçtiğinde şerefine dikildiği söylenir. Bizans devrinde 4. yüzyılda yapıldığı sanılan esere halk arasında Belkıs Minaresi de denilmektedir.

KURTULUŞ SAVAŞI MÜZESİ (1.TBMM BİNASI):

Ulus meydanında bulunan tarihi 1. Büyük Millet Meclisi binasının yapımına 1915' te İttihat ve Terakki Cemiyeti Kulübü olarak başlanmış, planı evkaf mimarı Salim Bey tarafından yapılmış, yapımına Kolordunun mimarı Hasip Bey nezaret etmiştir. Birinci Ulusal Mimerlık Dönemi yapılarından olan iki katlı binanın duvarlarında Ankara taşı kullanılmıştır. 23 NİSAN 1920 ile 15 EKİM 1924 tarihleri arasında 1.TBMM olarak kullanılan yapı daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi ve Hukuk Mektebi olarak işlevini sürdürmüştür.1952 yılında Maarif Vekaletine devredilmiş, 1957 yılında Müze olarak açılmasına karar verilerek çalışmalara başlanmıştır. Bina 23 Nisan 1961 tarihinde "Büyük Millet Meclisi Müzesi " adıyla halkın ziyaretine açılmıştır. Atatürk' ün doğumunun 100. yılını kutlama programı çerçevesinde, 1981 yılında Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve Müze' ler Genel Müdürlüğünce yapılan restorasyon ve teşhir tamir çalışmaları sonucu 23 NİSAN 1981 Tarihinde "Kurtuluş Savaşı Müzesi " adıyla yeniden ziyarete açılmıştır. Müze Kolleksiyonu içinde; Kurtuluş Savaşı ve Atatürk ile yakın silah arkadaşlarını ve Cumhuriyet döneminin ilk yıllarına aiy fotoğraf, etnoğrafik malzeme, sikke, pul, savaş silah araç ve gereçleri, madalya, hatıra para, arşiv bölgeleri, harita ve yağlıboya tabloları bulunmaktadır.

 

MAHMUT PAŞA BEDESTENİ:

Kale yolu üzerinde ve Kurşunlu Han'ın bitişiğindedir. 1421-1459 yılları arasında han ile birlikte Sadrazam Mahmut Paşa tarafından yaptırılmıştır. Doğu-Batı istikametinde boyuna uzanan büyük ve muntazam dikdörtgen planda olup, on adet büyük kubbe ile örtülü bedesten ve bedesten dışında meydana gelmiş olan arasta ile birlikte iki kısımdan ibarettir. Türk Bedesten Mimarisinde, bedesten olarak yapılmış orta kısmın gayet kalın ve yüksek beden duvarları moloz ve yontma taşlardandır. Taşlar arası kırmızı bir harç ile (Horasan) derzlidir. Doğu-Batı istikametindeki orta aks üzerinde eşit aralıklarla sıralanmış dört adet kalın kare paye ve bu payeleri beden duvarlarına birleştiren kalın kuvvetli kemerlerle on bölüme ayrılmıştır. Bedesten mimarisinde oldukça büyük sayılan Mahmut Paşa Bedestenin' in dış duvarları etrafında, çepeçevre yarı hizaya kadar dükkan sıralanmaktadır. Fakat Bedestenin dış çevresinde sıralanan bu dükkanların sayıları her kenarda aynı değildir. Esasen doğu ve batı kenarları kuzey ve güney kemerlere göre daha dar olduğundan dükkan adedinin doğu ve batı kenarlarda daha az olması normaldir.

MEHMET AKİF ERSOY MÜZE EVİ:

Mehmet Akif Ersoy Evi, zamanında Tacettin Dergahı olarak kullanılmaktaydı. Binanın selamlık bölümü, Tacettin Şeyhi tarafından İstiklal Savaşı yıllarında 1.T.B.M.M. Burdur mebusu Mehmet Akif Ersoy' a tahsis edilmiş, şair İstiklal Marşının Şiir' i başta olmak üzere bir çok şiirini burada yazmıştır. Yapı 30 Ekim 1949' da Şehir Meclisinin kararı ile "Mehmet Akif Evi " adını almış ve müzeye dönüştürülmüş ise de uzun yıllar bakımsız ve harap kalmıştır. Üniversite Merkez Kampüsünün kuruluşu sırasında yapının eski durumuna sadık kalınarak onarımı sağlanmış ve yapı ziyarete açılmıştır. Üniversitenin 1982 yılında yapının yeniden onarılması için teşebbüse geçmesiyle, Kültür Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türkiye Diyanet Vakfı ve bazı özel şahısların katkılarıyla onarım ve döşemesi tamamlanmış 27 Aralık 1984 günü yapılan bir törenle ziyarete açılmıştır. Yüksek avlu duvarları ile çevrili olan yapının bahçesine büyük avlu kapısından girilmektedir. Bahçenin ortasında iki katlı ahşap bir Ankara Evi görülmektedir. Üst kata çıkan tahta trabzanlı merdiven boyunca Ersoy' a ait fotoğraflar bulunmaktadır. Üst katta dinlenme ve toplantı odası bulunmaktadır. Evin en gösterişli olan toplantı odasının bahçeye bakan üç penceresinin önünde boydan boya sedirler, duvarlarında sedef kakmalı oymalar, şamdanlar ve gaz lambaları bulunmaktadır. Odanın tavanı, ortada kalem işleri ile süslü altıgen bir göbek bulunan yöresel Ankara tavanıdır.

SAAT KULESİ:

Ankara Kalesinin Atpazarından girilen Arslanlı Kapının girişte sol kısmında yer alır.

 

Designed by Koray ULGAY

@ www.ankarakalesi.com 2009